Yuka Veriler Diyarında

veri bilimi, büyük veri, IoT

Büyük veri nedir?

Büyük veri nasıl toplanır?

Büyük veri nerede, nasıl kullanılır?

Bu sorulara cevap veren çok fazla kaynak var internette. Ben veri bilimine yeni merak sarmış, okumayı, araştırmayı seven biri olarak öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim sadece. Bu yazıdaki amacım büyük veriyi oluşturan temel yapı taşının yani bizlerin ve nesnelerin nasıl veri ürettiği, büyük veriye nasıl hizmet ettiğimiz. Bunu da bir hikâye kurgulayarak yapmak istedim. Hazırsanız başlıyoruz😊

Kahramanımız; Yuka

Yuka, her yerde aynı şeyleri duyuyor, okuyordu; veri bilimi, büyük veri, yapay zeka, algoritmalar, geleceğin meslekleri, geleceğin işsizleri. O kadar çok gözüne gözüne geliyordu ki bu konular, onları derinlemesine araştırmaya başlamış ve araştırdıkça hoşuna gitmişti. Belki de Corona virüsünün o kadar zararına karşılık tek iyiliği bu olacaktı; eve kapanıp okumak, araştırmak, düşünmek, öğrenmek! Büyük veri ile ilgili kitabını okurken uykuya yenik düşmüştü ve rüyasında bakalım neler görmüştü?

Yuka Veriler Diyarında

Burası da neresi? Neredeyim ben? Bu gözlük, bu hap, bu kapı? Ne demek bunlar? Bağırıyorum avazım çıktığı kadar; “Kimse yok muuu?” “Ben neredeyiiimmm?”, “Heeeeeyyyy?”. Koşturuyorum bir o yana bir bu yana ama kimse yok, yol alıyorum ama aslında almıyor gibiyim. Bu nasıl olabilir? Tekrar masanın başındayım. Bir gözlük ve bir hap. Karşımda da o ufacık kapı. Kendimi resmen bir masalın içinde hissediyorum. Bu sefer merakına yenik düşerek gözlüğü takıp, hapı yutarak kapının arkasına geçme sırası bende galiba? Heyecanlanıyorum, yüzümde bir gülümseme oluşuyor, neden olmasın diyorum. Takıyorum gözlüğü, içiyorum hapı. Hapı içmemle birlikte ufacık oluyorum. Koşuyorum o ufacık kapıya doğru, koşmam normalden çok daha hızlı, sanki o içtiğim hap beni sadece küçültmemiş, aynı zamanda özel güçlere sahip olmamı da sağlamış gibi. Şaşırıyorum! Sonra şaşırmama şaşırıyorum ve gülüyorum. Ve işte kapıdan geçtim bile!

Gözlüğüm sayesinde etrafı normalden biraz daha farklı görüyorum. İnsanların, arabaların, eşyaların, aslında çevremde gördüğüm her şeyin tepesinde bir bilgi kutucuğu var; veriler!

Nereden başlasam diye düşünürken yanımda bir kız durup eğilerek bağcığını bağlıyor. Aslında kızın ayaklarının dibindeyim ama kız beni fark etmiyor, demek ki aynı zamanda görünmez olmuşum! Hemen omzuna atlıyorum ve eline aldığı cep telefonunun ekranına bakmaya başlıyorum. Gözlüğüm sayesinde elindeki cep telefonundan sosyal medya hesaplarına ve üye olduğu sayfalara erişip isminin Vini olduğunu, yaşını, ailesini, adresini, mezun olduğu okulu, çalıştığı şirketi, arkadaş çevresini ve arkadaşlarının kişisel bilgilerini öğrenmem sadece birkaç dakikamı alıyor. Ve hatta hoşlandığı çocuğu bile tahmin edebiliyorum. Çünkü takip etmese de farklı sosyal mecralarda sürekli onun hesabına girip fotoğraflarına bakıyor, arkadaşlarını inceliyor. Aslında çocuk da hiç fena bir tipe benzemiyor😉

Vini bağcığını bağladıktan sonra çok katlı bir giyim mağazasına giriyor. Daha içeri girer girmez kameralar sayesinde mağaza içeri kimin girdiğini biliyor ve ilgili yerlere bildirimde bulunuyor. Kulağında farklı bir cihaz olan satış elemanı hemen gülümseyerek Vini’ yi karşılıyor ve “Hoş geldiniz Vini” diyor. (Vini birkaç yıl önce mağazanın indirimlerinden faydalanabilmek için mağazaya üye olmaya karar vermiş ve üyelik formunu doldurmaya üşenip hemen Facebook üzerinden kayıt oluşturmuştu.) Yine gözlüğüm sayesinde hemen satış elemanının kulağındaki cihaza bağlanıp, mağazanın Vini’nin üye müşteri olması sebebiyle elde ettiği ve satış elemanlarıyla paylaştığı bilgileri inceliyorum. Vini mağazadan en son 8 ay önce alışveriş yapmış ve son aldığı ürünler daha çok sportif tarzda ürünlermiş. Facebook üzerinden güncellediği bilgilere bakılırsa bu son 8 ay içerisinde üniversiteden mezun olup akabinde bir işe girmiş. Artık sadece sportif markaları değil aynı zamanda klasik markaları da takip etmeye ve gönderilerini beğenmeye başlamış. Dolayısıyla muhtemelen işyerinde klasik giyiniyor. Ek olarak işe girmiş olması sebebiyle gelir seviyesinde bir artış olmuş olmalı. Zaten fotoğraflardan da son zamanlarda dışarıda daha çok yemek yediği ve hatta geçen ay bir yurtdışı seyahatine çıktığı görülüyor. Güzel! O halde Vini’ye ne tarz ürünler önerileceği ve alım gücündeki artışa bağlı olarak hangi fiyat aralığındaki ürünlerin teklif edileceği belli oldu. Sadece üye olabilmek için Vini’nin kendi hakkında bu kadar çok bilgiyi bir mağazaya veriyor olmasına şaşırıyorum.

Vini alışverişini yaptıktan sonra otoparka inip aracına biniyor ve hemen mesajlarını kontrol ediyor. Gelen bir mesajda fark ediyor ki arabasının bir parçasının değişmesi gerekiyor. (Artık arabaların bakımları belirli bir periyod içerisinde ya da km den sonra “ne olur ne olmaz” mantığıyla değişmiyor. Araçlara yerleştirilen ve belli başlı parçalara veya süreçlere bağlı olan sensörler sıcaklık, basınç, hareket, titreşim, yakınlık, ışık gibi çok çeşitli değişkenleri ölçebiliyor. Veriler aracın performansını takip eden bilgisayarlara aktarılıyor ve parçaların değiştirilmesi gerektiğinde hemen uyarı veriyor.) Vini’ye gelen mesaj aynı anda yetkili servise de gittiğinden otomatik olarak randevu oluşturuluyor. Vini diğer mesajlara baktığında servisten gelen randevu oluşturma mesajını da görüyor. Tekrar ana menüye dönüp bu sefer de evden gelen mesaj var mı diye kontrol ediyor. Buzdolabından gönderilen mesajda sütün son kullanma tarihinin geçmek üzere olduğu ve sebzelik bölümünün boş olduğu yazıyor. (Teşekkürler nesnelerin interneti(IOT)) Navigasyon cihazından hemen yol üzerindeki en az kalabalık olan marketi seçip oraya doğru yola koyuluyor.

Vini ile arabada yolculuk ederken mağaza ve arabadaki verilerden sonra markette veriye ilişkin ne ile karşılaşacağımı merak ediyorum. Markete girdiğimde ve çevremde olanları görünce biraz şaşırıyorum. Çünkü marketin, stok ve tedarik zincirinin yönetiminde verilere dayalı bir yöntem izlediğini tahmin edebiliyorum. Ama ürünlerin tazeliğinin kamera ile takip edildiğini veya çürümeye yüz tutmuş sebze ve meyvelerin saldığı gazların sensörlerce takip edilip rapor edildiğini görmek beni gerçekten şaşırtıyor. Tam bunları düşünürken Vini’nin telefonuna bir mesaj geliyor. Gelen mesajda Vini’nin market için özel müşterilerden biri olduğu (evet, Vini bu markete de üye olup bilgilerini paylaşmıştı), bu sebeple her zaman aldığı bazı ürünlerde ona özel olarak %20’ye varan indirim yaptıkları yazıyor. Mesajın devamında da ilgili ürünlerin indirimli fiyatları belirtilmiş. Vini ihtiyacı olmasa da “Nasıl olsa kullanıyorum, hazır indirim olmuşken alayım” düşüncesiyle kafasındaki tutardan daha fazla bir tutarda alışveriş yaparak marketten çıkıyor.

Yuka uyanıyor

Yuka cep telefonuna gelen mesajın sesiyle bir anda uyanıyor. Gördüğü rüyanın etkisinde etrafına şöyle bir bakınıyor. Sonra telefonunu eline alıp gelen mesaja bakıyor. Mesajda üye olduğu bir kozmetik mağazasından ona özel bir indirim yapıldığı belirtiliyor. Hemen buraya nasıl üye olduğunu hatırlamaya çalışıyor, Facebook üzerinden olabilir mi?! Sonra da internetten kendiyle ilgili paylaştığı bilgiler, fotoğraflar, sosyal medyadaki beğenileri, Google’ da ve Google Maps’ de yaptığı aramalar geliyor aklına. Bunların kalıcı olarak silinemeyeceği gerçeğini birden hatırlıyor, canı sıkılıyor.

Büyük veri gerçekten Yuka hakkında onun tahmininden daha çok şey biliyor olabilir mi? Onu ailesinden daha iyi tanıyor olabilir mi? Ya hoşlandığı çocuğu da fark ettiyse?! :/


Google’ın 2013 yılındaki yönetim kurulu başkanı olan Eric Schmidt’ in söylediği sözleri belki o zaman tam olarak anlamamıştık ama bugünümüzü net bir şekilde ifade etmiyor mu? “Yazmanıza gerek yok. Nerede olduğunuzu biliyoruz. Hatta aşağı yukarı ne düşündüğünüzü de biliyoruz.”

Okuduklarımdan anladığım, elde ettiğimiz faydaya karşın büyük veriye tahminimizden çok daha fazla fayda sağlıyoruz ve çok klasik bir cümle ama eğer bir ürüne para ödemiyorsak, orada ürün biz oluyoruz. Dolayısıyla çok dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyorum çünkü geleceğin ne getireceğini şu an tam olarak kestiremiyoruz.

Umarım veriyi bir de bu şekilde okumaktan zevk almışsınızdır.

Sağlıcakla kalın,

Didem

Kaynaklar; Veri Stratejisi (Bernard Marr), Oz Yazılımcısı (Nisa İnci), Alice Harikalar Diyarında (Lewis Carroll)

 

Data Science Earth

Data Science Earth ekibi, üst düzey Veri Bilim çözümleri üretmek amacı ile toplanmış akademisyenler ve uzmanlardan oluşmaktadır. Öncelikli olarak veri bilincini geliştirmeyi ve küreselleşen rekabet ortamında verinin gücünün doğru kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

Sponsor

QuestionPro 35 farklı soru seçim özelliği ile anket çalışmalarımıza güç katmaktadır.