Ücretsiz Eğitimleri-Kitapları Sarımsaklasak da mı Saklasak, Sarımsaklamasak da mı Saklasak?

Sen de ücretsiz eğitimleri-kitapları indirip, kaydedip, öğrenmeye başlayıp sonra sonuna kadar getiremeyenlerden misin?:)

Linkedin’de gezinirken arkadaşının beğendiği, hazırlayan kurumdan/kişiden kaliteli bir eğitim olduğu belli olan üstelik ücretsizzz bir eğitim karşına çıktı. Tak, hemen kayıt oldun ve hatta o heyecanla ve istekle eğitimin ilk bölümünü tamamladın.

Tam eğitimi bitirmiştinki arkadaşından bir telefon geldi. Şuradaki şu yayınevi kısa bir süreliğine kitaplarını ücretsiz yapmıştı yani istediğin kadar kitabı ücretsiz bir şekilde indirebilirdin. Tak, hemen 10 tane kitabı indirdin ve o heyecan ve istekle ennn merak ettiğin kitabın ilk bölümünü bitirdin.

Aradan çok geçmemiştiki dahil olduğun bir sürü whats app gruplarından birinden bir mesaj geldi. Şu çok meşhur yabancı üniversitenin şu çok başarılı profesörlerinden olan Xxy’nin eğitimleri YouTube’ a yüklenmişti. Efsane bir seriydi, mutlaka izlenmeliydi. Tak, hemen ilgili YouTube kanalına abone oldun ve ilk heyecanla 1. bölümü bir çırpıda izledin.

Corona’ya ohh olsundu! Evdeydin ama kendini geliştirmeye devam edecektin, bu kadar kaynak hem de ücretsiz bir şekilde ayağına gelmişti, e daha ne olsundu?

Aradan çok değil 3-5 gün geçtikten sonra bu eğitim ve dökümanlara olan ilgin azaldı. Çünkü bu kaynak deryası inanılmaz bir şekilde artarak devam ediyordu ve tekrar tekrar aynı süreci yaşıyordun! Bir dakika, ne oluyordu? Düşünmeye başladın. Durumunda bir gariplik vardı ama bir taraftan da haklıydın. Çünkü eğitimlere hevesle başlamıştın ama bir kısmını devamında beğenmemiştin. Tamam, bir kısmını da devam ettirsen iyi olurdu ama yeni gelen eğitimlerle dikkatin dağılmıştı. Bu durum süreci iyi yönetememek miydi? Offf, şimdi ne olacaktı?

Hikaye bir yerlerden tanıdık geliyor mu?:)

Açıkcası bana geliyor 😀 Ben de yukarıda yazılanları birebir yaşadım. Ne zamanki başladığım ama yarım bıraktığım eğitimlerin sayısı, istikrarlı bir şekilde devam ettiklerimin çok ötesine geçti, kafamda uyarı sinyalleri çalmaya başladı. “Ne oluyor?” dedi beynim, “İşleri yarım bırakmayı adet edindin galiba? Böyle olmaz. Başladığını bitir.” İyi de zorlasam da bitmiyor ki o eğitim. Canım sıkılıyor. Bu durum beni bir süre düşündürttükten ve demotive ettikten sonra aklıma Mina Urgan geliyor. Sanıyorum üniversitedeyim yani 2000’li yılların başı olmalı, Mina Urgan’ın hayatını-hatıralarını anlattığı “Bir Dinozorun Anıları” kitabını okuyorum. Yazar, filolog, profesör olan, Balzac, Huxley, Shakespeare ve daha bir çok önemli kişinin eserlerini Türkçe’ye çeviren yani kitaplarla bir ömür içiçe olan bu kadın şöyle diyordu kitabında; Az ömrüm kaldığı için kitapları seçerek, çok özenle seçerek okuyorum. Kısıtlı vaktimi yeni ama değersiz bir kitaba harcayacağıma, daha önce bir kaç kez okuduğum ve sevdiğim kitapları yeniden okumayı yeğ tutuyorum. Başladığım kitabı kötü de olsa bitirmek huyundan Fethi Naci’nin (yazar, eleştirmen) bir sözü sayesinde kurtuldum: “Karpuzu kestin. Baktın ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu?” 

Bu satıları okuduğumda çok şaşırmıştım. Çünkü ben aldığım her kitabı sıkılsam da, bunalsam da sonuna kadar okurdum. Çünkü başladığın iş yarım bırakılmazdı. Bırakılmaz mıydı? Gerçekten doğrusu bu muydu ya da mutlak doğru bu muydu? E peki o zevk almadığım kitabı bitirmek için harcadığım vakit? Benim vaktim bu kadar çok muydu ya da değersiz miydi?

Bu konuyu şimdiye uyarlarsak ücretsiz olan her eğitim bizim öğrenme şeklimize uyuyor muydu, hepsi aynı şekilde verimli oluyor muydu? Başlamışken her eğitimi illaki bitirmeli miydik? Anlıyorum ki eğitimi hazırlayan kişi/kuruluş çok popüler/çok bilgili/ çok vs. de olsa bana hitap etmeyebiliyor. Aynı çoook paralar vererek aldığımız o çok popüler markalı kıyafetin vücudumuza güzel oturmaması, bize hiç yakışmaması gibi. Benim buradan çıkardığım şu; evet çok kaynak var, evet dikkatlerimiz dağılıyor. Bir eğitimi kaydedip diğerini kaydetmediğimizde bir şeyleri atlıyor muyum diye düşünüyoruz ve o yüzden karşımıza çıkan hemen her şeyi kaydediyoruz ki bu da bizi sonunda yoruyor. O zaman benim önerim karşımıza çıkan eğitimlere bakmak, incelemek, belki biraz ilerlemek eğer hoşumuza gidiyorsa istikrarlı bir şekilde devam etmek, ondan kopmamak ama eğer beğenmiyorsak da bunu çok dert edinmeden bırakıp, yolumuza devam etmek. Çünkü yolumuza en verimli şekilde devam etmeliyiz, hepimizin vakti kısıtlı ve değerli.

Bu konuyu bir kenara koyup yoluma devam etmeye çalışıyordum ki bu sefer de gözüme sürekli o, şu, bu eğitimlerini bitirip sertifikalarını paylaşanlar çarpmaya başladı. Ben bir eğitimi bitirip diğerine başlayamıyordum. Birincisi tek eğitimden gidince canım sıkılıyordu ( sadece bir kitabı okumaktan sıkıldığım, aynı anda farklı tarzda-konuda kitaplar okumayı sevdiğim gibi), ikincisi ve daha önemlisi amacım eğitimi bitirmek değil, o eğitimde işlenen başlığı iyice öğrenip sonra sıradaki başlığa  geçmekti. Dolayısıyla dikey bir seyir izlemektense ( bir eğitimi bitirip, sonra benzer bir konuda başka bir eğitim alıp tamamlamak) yatay bir seyir izlemeyi ( başlıklarda durarak, o başlıkla ilgili diğer eğitimleri, videoları karıştırarak) tercih ediyorum yani ediyormuşum. Kafamı bu konuya da takıp düşününce öğrenme tarzımın bu olduğunu anladım. Peki bu konuda siz nasılsınız? Sizin öğrenme, ilerleme şekliniz nasıl?

Dinlediklerimden, öğrendiklerimden size neler tavsiye edebilirim?

Eğitimlerin dışında podcastleri de mümkün olduğunca dinlemeye çalışıyorum. Size bahsetmek istediğim podcast Towards Data Science’ın Emily Robinson’ı konuk ettiği podcast. Robinson, Etsy ve Datacamp’ de veri bilimci olarak çalışmış. Jacqueline Nolis ile “Build a Career in Data Science” isimli bir kitap çıkarmışlar. Kitabın dili çok yalın, rahatlıkla okunabilir diye düşündüğüm için tavsiye etmek istedim. Nereden mi biliyorum içeriğini? Çünkü internetten okunabiliyor yani yine ücretsizzz bir kaynak 😀 

Sizin de karşınıza eminim bir sürü webinar çıkıyordur. Ben de karşıma çıkanlardan mümkün olduğunca faydalanmaya çalışıyorum. Geçen hafta bir tanesini izledim ki şu ana kadar izlediklerim arasında açık ara ön sıralara geçti. IoT Türkiye’nin gerçekleştirdiği Global Maksimum Data & Information Technologies şirketinden Hilal Güven, Hüsnü Şensoy ve Dorukhan Afacan’ın katıldığı “Dijital Dünya – Data Science” konulu soru cevap şeklinde ilerleyen bir yayındı. İnternette yayının kaydına ulaşamadım ama YouTube’dan IoT Türkiye’nin kanalına bakarsanız bir süre sonra oraya yüklenmiş olabilir diye düşünüyorum, takip etmenizi ve izlemenizi tavsiye ederim. Çünkü benzerlerinden oldukça farklı bir yayındı. Peki ne diyordu da, benim aklımda bu kadar yer etti? “ O eğitimden bu eğitime geçeceğine ve bunlara belki de ciddi paralar yatıracağına, temel oluşturmak için online bir eğitim alabilirsin ama burada ilerlemek istiyorsan Kaggle’ da var olmalısın.” Bu söyleşiyi dinlerken daha evvel dinlediğim yönetici pozisyonundaki bir veri bilimci aklıma geldi. O da benzer bir şey söylüyordu; “Bizim için kişinin elindeki sertifikalar önemli değil, ürettiği projelere bakıyoruz.” O yüzden yakın zamanda yapmak istediğim şeylerden biri Kaggle ve Github’ı iyice öğrenmek ve orada basit dahi olsa bir şeyler paylaşmak. Kaggle demişken Towards Data Science’ ın Kaggle’ da beğendiği ve faydalı bulduğu 10 hesabı incelemek isterseniz;  http://tiny.cc/j4pvoz 

Son olarak benim de henüz öğrendiğim bir kişiden bahsetmek istiyorum size; Hans Rosling. Eğer siz de benim gibi bu ismi yeni duyduysanız lütfen YouTube’den videolarına bakın ve elindeki veriyi nasıl heyecanla, hikayeleştirerek, güldürerek anlattığını görün. Onu izlerken aklıma Martin Luther King’in ünlü sözü geldi; “ Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup ’Burada işini çok iyi yapan, dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş’ desin.” Onun yaşına geldiğimde yaptığım her ne ise onun kadar heyecanlı yapmayı çok isterim, kim bilir belki de olur? 🙂

Sağlıcakla ve veri bilimi kalın,

Didem

6 thoughts on

Ücretsiz Eğitimleri-Kitapları Sarımsaklasak da mı Saklasak, Sarımsaklamasak da mı Saklasak?

  • Emre Tüzüner

    Günümüzü çok güzel bir şekilde yorumlamışsınız.. 👍

  • Esra başaran

    Bayıldım akışa ve içimizdeki sese tercüme olmanıza

  • Ece Şimşek

    Yazını “Ayy bu ben”, “Ayy evet ben de böyleyim”, “Yahu bunu da çok yapıyorum bak.” şeklinde içsel diyaloglarımla tamamladım Didem. Ben de çoğu zaman kaynakların çokluğunda kendimi kaybediyorum ve motivasyonumu kaybediyorum maalesef. Kaynaklar için ise çok teşekkürler. Belki yarıda bıraktıklarımdan olur benim için de ama kaydettim işte yine de! 🙂

    Kısacası tavsiyelerin ve paylaştıkların için çok teşekkürler, emeğine ve klavyene sağlık 🙂

    • Didem Sönmez Ekin

      Ece içten yorumun için çok teşekkür ederim:)
      Gelen yorumlardan anladığım yalnız değiliz aksine gayet kalabalığız:D
      Bir keresinde diyetin sadece yemek konusunda değil, hayatın pek çok noktasında yapılabileceğini okumuştum. Örneğin okuduğumuz kitaplarda, ilişki içinde olduğumuz insanlarda. Demek ki ulaştığımız kaynaklar açısından da aynı şeyi yapmamız lazım. En azından ben böyle anlıyorum:)
      Sevgiler:)

Bir cevap yazın

Data Science Earth

Data Science Earth ekibi, üst düzey Veri Bilim çözümleri üretmek amacı ile toplanmış akademisyenler ve uzmanlardan oluşmaktadır. Öncelikli olarak veri bilincini geliştirmeyi ve küreselleşen rekabet ortamında verinin gücünün doğru kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

Sponsor

QuestionPro 35 farklı soru seçim özelliği ile anket çalışmalarımıza güç katmaktadır.