Türkiye’de Özel Sektör Kuruluşlarının Üretkenliği, Ekonomik Büyüme ve Girişimcilik

arge ve inovasyon desteleri nelerdir nasıl alınırlar

(https://www.worldbank.org/en/country/turkey/publication/country-economic-memorandum-firm-productivity-and-economic-growth-in-turkey

2019 yılı Nisan ayında Dünya Bankası tarafından yayımlanan “Türkiye’de Özel Sektör Kuruluşlarının Üretkenliği ve Ekonomik Büyüme” isimli raporunda  çok önemli bilgiler yer almaktadır. Türkiye, 2008’deki “Küresel Mali Kriz”den bu yana birçok ekonomik şoku atlatmıştır. Aynı zamanda, uzun vadeli yapısal reformların olmadığı kısa vadeli politikalar, büyümenin sürdürülebilirliğini azaltmıştır. Bu çalışma, yapısal reformların Türkiye’deki verimlilik üzerindeki etkisini ve bunların politika ve kurumsal reform üzerindeki etkilerini incelemektedir.

Türkiye’nin gelir yakınsama hızı, küresel olarak son on beş yılın en dikkat çekici ülkelerinden birisi olmasına sebep olmuştur. Türkiye’de büyümenin sürdürülmesi ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi, ekonomide daha yüksek verimlilik gerektirmektedir. Rapor, Türkiye’deki firma verimliliğinin derinlemesine bir analizini ve bunun ülkedeki ekonomik büyümeye nasıl katkıda bulunduğunu sunmaktadır. Rapor altı bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölümde Türkiye’deki ekonomik üretkenliğin makro ve mikro analizi sunulmuştur. Rapor buradan hareketle Türkiye’deki firma üretkenliği dinamiklerini açıklayabilecek belirli politika alanlarını analiz etmektedir.  Raporun geriye kalan bölümlerinde ise, ekonomik üretkenliğin yapısal reformları nasıl etkilediği detaylı olarak incelenmiştir.  Rapor, ekonomik entegrasyonun ve yeniliğin firma düzeyinde üretkenliği artırdığını, ancak yapısal reformların bu olumlu etkileri daha da hızlandırabileceğini ortaya koyuyor. Raporda ayrıca, firmadaki verimlilik artışının daha eğitimli ve daha vasıflı işçilere olan talebi hızlandırabileceği öngörülmektedir.

Firma içi üretkenliği artırmaya yönelik en önemli etkenlerden birisi firmanın “inovasyon” (yenilik) yapabilme yeteneğidir. Ancak, inovasyon bir noktada firma için “risk” içermektedir. Örneğin, “inovasyon  süreci” büyük sabit maliyetler ve süresi net olmayan belirsiz getiriler anlamına gelebilmektedir. Bu durumda firma inovasyon konusunda belirsizliklerini, endişelerini ve risklerini gidermek üzere finansman yolları aramakta ve büyük çoğunlukla devlet tarafından sağlanan karşılıksız (hibe) destekleri tercih etmektedir. Ayrıca elverişli bir yatırım ortamı firmanın risklerini azaltabilir. Bununla birlikte, vergi indirimleri, kamu alımları, uygun  krediler firmaların teknolojiye yatırım yapmasını, Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) ve İnovasyon için harcama yapmaya yönlenmesini sağlamaktadır.  “Türkiye’de devlet tarafından karşılıksız (hibe) olarak sağlanan Ar-Ge ve İnovasyon destekleri ile iş geliştirme ve iş kurma alanlarında en büyük ve en önemli kamu finansman desteği, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve  Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından verilmektedir.”

Türk firmalarının son yıllarda Ar-Ge harcamalarına ve fikrî mülkiyet başvurularına hız verdiği görülmektedir. Türkiye’de Ar-Ge harcamaları hızla büyümekte olup, bu harcamalar 2005 ve 2010 yılları arasında neredeyse ikiye katlanmıştır. 2018 ve 2019 yıllarında, Türkiye’deki Ar-Ge Harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)içerisindeki payı % 1’in biraz üzerinde gerçekleşmiştir.

TÜBİTAK tarafından sağlanan hibe desteğin, KOSGEB tarafından sağlanan desteklere göre özel sektör kuruluşlarının yapmış olduğu “inovasyonu”  daha güçlü bir şekilde geliştirmeyi hedeflediği görülmektedir.

TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından sağlanan destekler firma üzerinde genellikle olumlu etki  yaratmaktadır. Örneğin, KOSGEB desteklerinin istihdam artışı üzerinde çok daha büyük etkisi varken, TÜBİTAK tarafından sağlanan desteklerin firmaların yapmış olduğu Ar-Ge yatırımı üzerinde çok daha büyük etkisi olduğu görülmektedir.

2012 yılından bu yana TÜBİTAK tarafından “Girişimcilik” özelinde yürütülmekte olan 1512- Girişimcilik Destek Programı (BiGG), ülke ekonomisine sürdürülebilir katma değer yaratan firmaların kurulması anlamında ilk adımı atmıştır. Yükselen ekonomilerin en önemli kaldıraçları arasında sayılan ve kalkınmakta olan ülkelerde ekonomik büyüme için gerekli unsurlar arasında önemli bir yeri bulunan teknoloji tabanlı girişim firmalarının sayıları ülkemizde de önemli bir artış göstermiştir. Girişimcilik ekosisteminin diğer üyeleriyle birlikte büyüyen bir markaya dönüşen BiGG programı, girişimciliğin özendirilmesini ve uluslararası rekabet gücü olan, yenilikçi, teknoloji düzeyi yüksek ürün ve hizmetleri geliştirebilen başlangıç firmalarının oluşturulmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda, herhangi bir şirketin ortaklık yapısında bulunmayan, örgün öğrenim almış, her yaş grubundan girişimci adayı teknoloji tabanlı bir iş fikri ile programa başvurabilmekte ve 200.000 TL’ye kadar çekirdek sermayeyi hibe destek olarak alabilmektedir.

Teknogirişim firmalarının fikir aşamasından ülke ekonomisine katkı sağlayan firmalara dönüşme aşamasına kadar geçirdikleri süreçte hayatta kalabilme ve sürdürülebilir bir ekonomik çıktı üretebilmeleri hususlarında pek çok engelle karşılaştıkları görülmektedir. Bu noktadan hareketle geliştirilen ve süreç içerisinde ihtiyaçlar doğrultusunda iyileştirilen BiGG programı ile ülke ekonomisine katkı sağlayacak teknogirişim firmalarının çoğalması hedeflenmektedir.