Pandemi İle Mücadelede Blockchain Teknolojisi

Bu yazının kaleme alındığı dönem itibariyle Covid-19 virüsü bir seneyi aşkın süredir küresel çapta etkisini sürdürmekte. Modern çağda bu denli etki yaratan bir başka salgın görülmedi. Sonsuz güven duyduğumuz sistemlerin birer birer aksadığını, hatta ‘yeni normal’ adını verdiğimiz yeni sistemlere geçişin sinyali niteliğinde olan süreçlerden geçmekteyiz. Göstergeler salgının kısa vadede ortadan kalkmayacağını destekler nitelikte. Her ne kadar ülkeler aşılama aksiyonlarına başlamış olsalar da kolektif bir bağışıklık kazanmak kısa vadede zor görünüyor.

Hal böyle olunca başta sağlık bilimleri olmak üzere tüm disiplinlerin ana uğraşı içinde bulunduğumuz salgın etrafında gelişiyor. Literatürde birçok Covid-19 eksenli çalışma yer almaya başladı. Bu alanlardan birisi de şüphesiz veri bilimidir.

Veri bilimine ilgisi olsun olmasın birçok insan günümüzde Blockchain teknolojisinden haberdar durumda. Bitcoin’in ortaya çıkması ile birlikte Blockchain teknolojisi hızla çağımıza entegre olmaya başladı. Ancak bu ilişki Blockchain teknolojinin yalnızca kripto para uygulamalarından ibaret olduğuna dair bir yanlış algı yaratmış olabilir. Oysa bildiğimiz gibi kripto paralar yalnızca bu teknolojinin çıktılarından biridir. Günümüzde Blockchain teknolojisinin nimetlerinden neredeyse her sektör yararlanabilir. Bu yazıda özellikle Blockchain teknolojisinin içinde bulduğumuz salgın eksenli pratiklerine değineceğiz.

Salgına dair bir zaman çizelgesi oluşturup bunu en basit şekilde ‘öncesi’, ‘mevcut durum’ ve ‘sonrası’ olarak üçe ayırabiliriz. Bu bağlamda hareket ederek sırasıyla;

  • Salgın öncesi süreçte Blockchain ile ne gibi önemler alınabilirdi?
  • Mevcut süreçte ne gibi pratikler gerçekleştiriliyor?
  • Salgın sonrası süreçte Blockchain’den nasıl yararlanabiliriz?

sorularını sorabiliriz.

1. Salgın öncesi süreçte Blockchain ile ne gibi önlemler alınabilirdi?

Salgına dair ilk vakaların tespit edildiği 2019 Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde belirlenen ilk örneklem yüzde 70 oranında kentte bulunan bir hayvan pazarını işaret etmekteydi. Bu bulgu, elbette kesin olmamakla birlikte, salgının bir hayvandan bulaşmış olabileceği fikrini pekiştirdi. Öte yandan günümüzde birçok hayvanda yüzlerce farklı Korona virüsünün barındığını biliyoruz. Çin hükümetinin bahsi geçen hayvan pazarındaki kanıtları yok etmiş olması da teoriyi pekiştirir nitelikte. Tüm bu kuvvetli göstergeleri baz alarak virüsün gıda ürünü olarak yasadışı yollar ile satılan bir canlıdan bulaşmış olduğu fikrini en azından şimdilik kabul edebiliriz. Yani buradaki temel tehdit ‘gıda güvenliği’dir.

Tüm bu yaşananlardan önce akademik yazında bazı çalışmalar Blockchain teknolojisinin gıda güvenliği konusundaki uygulamaları üzerinde durmaktaydı.

Günümüzde tükettiğimiz ürünlerin menşei bilgisi tüketici gruplarının temel endişelerinden sayılabilir. Yani birçoğumuz satın aldığımız ürünler hakkında yeterli bilgiyi almayı ürünün güvenilirliği ile bağdaştırmış durumdayız. Özellikle milenyum kuşağı olarak adlandırılan nesil çevreci etik değerleri ve sağlıklı gıda kriterleri ile yeterli enformasyona sahip olmayı şirketlere şart koşuyor. Hal böyle olunca işletmeler açısından muazzam derecede kusursuz bir veri akışına sahip tedarik zincirlerinin oluşturulması kritik bir önem taşıyor. Ne yazık ki bu denli kusursuz işleyen tedarik zincirlerinin oluşturulması sınır tanımayan uluslararası ticaret hacmi nedeniyle bir o kadar iş yükü ve zaman gerektirmekte. En azından Blockhain’e kadar böyleydi 🙂

Sağladığı sistem yapısı sayesinde eş zamanlı olarak veri kaydının yapılması ve bu kayıtların sonsuza kadar otantik bir şekilde güven altında tutulabiliyor olması Blockchain teknolojinin en önemli fırsatlarından sayılabilir. Böyle bir teknoloji ile bir ürüne ait hammaddenin yetiştirilmesinden tutun da paketleme sürecine dair gerçekleşen tüm akış şeffaf bir şekilde kayıt altında tutulabilir. Merkezi olmayan dağıtık defter yapısı sayesinde bunu gerçekleştirebiliyoruz. Nihai olarak tüketici tüm bu prosesleri basit bir mobil cihaz ile görüntüleyebilir. Elde edilen kayıtlar, Blockchain ağlarının eşsiz mütabakat yapısı ile değiştirilemez nitelikte yani sonsuza kadar otantik kalmasından dolayı oldukça kesin ve şeffaf, yani güvenilirdir.

Blockchain teknolojinin kullanılmadığı bir zincirde daha önceden de bahsettiğimiz gibi oluşacak olan iş yükü işletmeler adına büyük maliyetlere dönüşmektedir. Bu maliyetlerden kaçınmak adına şirketler bu tarz girişimlerde bulunmak yerine daha kısa vadeli çözümler ile uzun vadeli problemlere yol açabilmekteler. Ancak etik kaygılardan bağımsız olarak Blockchain sağladığı karşılaştırmalı maliyet avantajı ile yüksek katma değerli ürünlerin tüketiciyle buluşturulmasına olanak sağlayabilir. Daha önceden de bahsettiğim gibi sürdürülebilirlik kaygılarından dolayı yeni jenerasyonlar bu tarz ürünlere ekstra bir ücret ödemeye razı durumdalar.

Kim bilir belki de benzeri bir Blockchain tabanlı ürün menşei hakkında bilgi veren uygulama ile içinde bulunduğumuz salgın hiç gerçekleşmemiş olabilirdi.

Günümüzde bu teknoloji ile entegre çalışan şirketler bulunmakta. Örneğin Starbucks, Blockchain teknolojisini tedarik zincirine entegre ederek müşterilerine eşsiz bir ürün menşei bilgisi sağlamakta. İçtiğiniz kahvenin elde edildiği çekirdeğin meyvesinin yetiştiği ağacın numarasını dahi bu teknoloji sayesinde şeffaf ve güvenilir olarak kayıt altında tutabiliriz! Bir diğer şirket ise Walmart. Gerçekleştirdiği simülasyon ile reyonlarında bulunan mangonun menşei hakkında yeterli enformasyonu 2.2 saniye içerisinde görüntüleyebilirsiniz!

Şimdi keşkeleri bir kenara bırakalım ve salgın sürecinde mücadele amaçlı gerçekleştirilen uygulamalara göz atalım.

2. Mevcut süreçte ne gibi pratikler gerçekleştiriliyor?

Salgının öngörülemeyen niteliği nedeniyle küresel çapta tüm organizasyonların tedbirsiz kaldığını söyleyebiliriz. Dünya Sağlık Örgütü dahi pandemiyi geç ilan etmesi nedeniyle eleştirilmekte. Bu hantallığın arka planında yatan unsur şüphesiz veri alışverişinin yavaşlığı ve karar mekanizmalarının merkeziliğidir. Örneğin Çin hükümeti salgının başından beri yeterince şeffaf olmamasıyla eleştirildi. Rötarlı bir şekilde gerçekleşen enforme olma süreci, zincirleme bir etki yaratarak gereken önlemlerin çok daha sonra alınmaya başlamasına neden olmuş gibi gözüküyor. Oysa merkezi olmayan ve sonsuza kadar otantikliğini koruyabilen bir ağ ile bu süreç daha şeffaf ve simultane sürdürülebilir. Bunu gerçekleştirmek adına Dünya Sağlık Örgütü ‘MiPasa‘ adı verilen Blockchain tabanlı bir platform kullanmakta.

Salgın sürecinde devletler için en büyük handikaplardan birisi de yeni tespit edilen vakalardan entegre bir şekilde haberdar olarak salgının seyri hakkında çıkarımlar yapmaktır. Bu süreçte karşımıza çıkan sorunlardan birisi de kişisel verilerin güvenliğidir. Her ne kadar devlet idareleri altında yaşamlarımızı güven içinde sürdürdüğümüzü tahayyül etsek de nihai olarak devlet mekanizması da merkezi bir yapıdadır. Hal böyle olunca şeffaf ve güvenilir bir mekanizma ihtiyacı doğmaktadır. Öte yandan salgın sürecinde birçok farklı özne gerekli verileri derleme ve iletme konusunda rol sahibi. Örneğin sağlık kuruluşları, belediyeler, kamu kuruluşları vs. gibi. Böyle bir durumda verinin tek bir elden derlenip manipüle edilmesi hem zahmetli hem de hatalı çıkarımlara neden olabilir. Bu nedenle devletler transparan ve hızlı bir kayıt sistemi ile çalışan Blockchain teknolojisinden yararlanmaktadır. Ek olarak günümüzde hükümetler birçok yardım ve teşvik paketi ile salgının olumsuz etkilerini bertaraf etme çabasındadır. Bu senaryoda dahi Blockchain teknolojisinden yolsuzluk veya dolandırıcılık benzeri olaylara mahal vermemek adına yararlanılmaktadır.

Salgının başladığı dönemlerde ihtiyaç duyulan medikal ürünlerin tedariği konusunda büyük ölçekli problemler yaşanmaktaydı. Medikal tedarik zincirinde yaşanan bu problem ön cephede mücadele veren sağlık personellerinin maske, eldiven vb. temel ekipmanları arz edememesine neden olmaktaydı. Aynı zamanda toplumun her kesiminden insanın bu ürünlere hücum etmesinden dolayı kısa süreli bir kara borsanın oluştuğunu dahi gözlemlemiştik. Böyle bir problemi aşmak üzere yetkin bir tedarik zinciri takip sistemi gerekmekteydi. IBM gibi dev teknoloji şirketleri yaptıkları Blockchain yatırımları ile bu sorunların üstesinden gelmeyi amaçlamaktalar.

Benzer bir probleme mahal vermemek adına gerçekleştirilecek olan aşılama aksiyonlarına yönelik Blockchain tabanlı birçok çalışma yapılmakta. Örneğin Çin’de VeChain ağı kullanılarak aşılama sürecine yönelik uygulamalar geliştirilmekte. Öte yandan Pfzier, Abbvie gibi ilaç şirketleri de Blockchain teknolojinden yararlanmaktalar.

Bir lisans öğrencisi olarak salgın sürecinde online eğitim bağlamında birçok zorlukla karşılaştım. Küresel ölçekte online eğitim kaynaklı birçok problemin var olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Gerekli araçların tahsis edilmesinin yanında motivasyon eksikliği öğrencilerin yaşadığı problemlerin başında gelmektedir. Blockchain teknolojisi içinde barındırdığı ‘token’ sistemi ile online eğitimi daha verimli bir hale getirebilmektedir. Öte yandan kişisel verilerin güvenliği de bu bağlamda büyük bir sorun olarak değerlendirebilir. Daha önceden bahsettiğimiz pratikler sayesinde bunun üstesinden gelmekteyiz. Son olarak Blockchain teknolojisi online sertifikalandırma süreçlerinde şeffaf ve güvenli niteliğinden dolayı kullanılmaktadır. Böylece sahte diploma ve benzeri girişimlerin önüne geçilebilmektedir. Ayrıca eğitim bilgilerimize dair kayıtlar belirli bir ağda güvenli bir şekilde tutulduğundan gerektikçe ilgili kurumlara kolaylıkla aktarılabilecektir. Örneğin günümüz MIT Media Lab, Blockchain teknolojini online eğitim bağlamında kullanmaktadır.

Bu bahsedilenler dışında mevcut yığınla uygulama/proje salgınla mücadele kapsamında Blockchain teknolojisinden istifade etmekte.

3. Salgın sonrası süreçte Blockchain’den nasıl yararlanabiliriz?

Salgının seyri hakkında kesin çıkarımlar yapmak henüz mümkün görünmüyor. Ancak ileride insanlığın mücadele vereceği farklı salgınların gerçekleşeceği yadsınamaz bir gerçek. Bu bağlamda bahsedilen tüm bu pratiklerin salgın sonrası süreçte de uygulanmaya devam edeceğine inanıyorum. İçinde bulunduğumuz sıra dışı süreç, olumsuz çıktılarının yanında dijital dönüşüm hızını tetiklemesiyle olumlu anlamda değerlendirebilir. Değişimin ivmesi nedeniyle geleceği yordamak oldukça zor. Ancak Blockchain teknolojisinin yaşamın birçok farklı alanında uygulanmaya devam edeceğini söylemek hiç de cüretkar sayılmaz.

Teknolojinin imkanlarıyla daha sağlıklı günlerde buluşmak dileğiyle…

  • www.linkedin.com/in/ekinboz
  • medium.com/@eknboz

İleri okumalar için;