23 Nisan kutlu olsun!

Ataturk ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Bugün 23 Nisan 2020. Tam 100 yıl önce bugün Atatürk TBMM’ ni açtı ve bu çok özel günü çok sevdiği çocuklara armağan etti. Biz de Data Science Earth ekibi olarak bugünü çocuklara dair verilere ayırmak istedik.

Aslında gündelik hayatta “çocuk” kelimesini genelde anaokuluna ve ilkokula giden bireyler için kullanıyoruz. Birleşmiş Milletler ise 0-18 yaş aralığındaki bireyleri “çocuk” kabul ediliyor. TÜİK de çocuklarla ilgili araştırma ve raporlarında yine bu yaş aralığını kullanıyor.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre; 2019 yıl sonu itibariyle, Türkiye nüfusu 83 milyon kişi iken bunun 22.9 milyonunu çocuklar (0-17 yaş aralığı) oluşturuyor.

 

Yıllara göre toplam nüfus ve çocuk sayısı

İllere Göre Çocuk Nüfus Dağılımı

2018 yılı verilerine göre yaş grubu 15-17 olan çocuklarda işgücüne katılma oranı %21,1 iken 2019 yılında bu oran %15,7 olmuş. Yine 2019 yılında 5-17 yaş grubunda ekonomik faaliyette bulunan çocuk sayısı 720 bin kişi.

Yaş ve cinsiyete göre istihdam oranları

 

Peki bu çocuk işçi oranları dünyada nasıl? Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2018 yılı verilerine göre dünyada iş çevrelerinde istihdam edilen 5-17 yaş arası yaklaşık 151,6 milyon çocuk bulunuyor. Çocuk işçilerin 72,5 milyonu ise sağlığını, güvenliğini ve ahlaki gelişimini tehdit eden sektörlerde çalışmak zorunda bırakılıyor.

“Çocuk” ve “İşçi” kelimelerinin birlikte kullanılması insanın düşündürtüyor değil mi? BM de bu konu hakkında farkındalık oluşturabilmek için 12 Haziran’ı Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü ilan etmiş. İsterseniz şimdi biraz da “çocuk” kavramı ile belki de en çok anılan “okul” kelimesini veriler açısından inceleyelim ve okullaşma oranlarına bakalım. Milli eğitim istatistiklerine göre; 5 yaş net okullaşma oranı, 2015/’16 öğretim yılında %67,2 iken 2018/’19 öğretim yılında %75,2 olarak gerçekleşti. Ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı ise 2018/’19 öğretim yılında %93,3 oldu.

Yıllara Göre Okullaşma Oranları

 

Bu yüksek okullaşma oranlarını bir de uluslararası sınav sonuçları ışığında değerlendirsek? Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2018 sonuçlarına göre Türkiye, 3 yıl önceki teste oranla sıralamasını yükselterek OECD ülkeleri ortalamasına yaklaştı. 2015’de 72 ülke arasında; fende 51‘inci iken 39‘uncu sıraya, matematikte 48‘inci sıradayken 42‘inci sıraya, okuduğunu anlamada ise 49‘uncu sıradan 40‘ıncı sıraya yükseldi. 2018’deki sonuçlar 2015 yılına göre daha iyi olsa da uzmanlar bu başarı seviyelerinin pek de iyi olmadığını ve bunun temel sebebinin okuduğunu anlamamaktan geçtiğini söylüyor.

PISA Türkiye OECD

 

Yerli PISA olarak adlandırılan ABİDE sınavlarının sonuçlarında da durum aynı. Rapora göre Türkçe testinde öğrencilerin %1,6‘sı, matematikte %16,4‘ü, fen bilimlerinde %9,4‘ü, sosyal bilgilerdeyse %4,4‘ünün temel altı düzeyde olduğu görülüyor. Okuduğunu anlama konusunda Türkçe testinde öğrencilerin %66,1’i orta ve altında, %33,9’u ise orta üstünde cevaplar verdi. Yani çocuklar burada da okuduklarını anlamada sıkıntı çekiyor. Okuduğunu anlama deyince bunu en temelde etkileyen faktör ise kitap okuma alışkanlıkları. Sizce veriler orada nasıl?

Tahmin edileceği üzere bu konuda pek de iyi değiliz. Gelişmiş ülkelerle kendimizi karşılaştırırsak örneğin Japonya’da 1 kişi yılda ortalama 25 kitap okurken, Türkiye’de 6 kişi 1 kitap okuyor. Şu verilere ne dersiniz? Japonya’da yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor. Türkiye’de sadece 23 milyon.

Kişi başına düşen kitap sayısı

 

Bugün 23 Nisan iken, gün çocukların günü iken, konu kitaba gelmişken Atatürk’ün çocukluğuna ve kitaplarına değinmeden geçmek istemedik. Atatürk’ün hizmetinde bulunanlardan Cemal Granda, Atatürk’le Vasıf Çınar arasında geçen bir konuşmayı anlatıyor;

“Atatürk’ün elinden boş zamanlarında tarihle ilgili kitapların düşmediğini hatırlarım. Bir gün yine Atatürk, tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu. Öylesine dalmıştı ki, çevresini görecek hali yoktu. Bir sürü yurt meselesi dururken devlet başkanının kendini tarihe vermesi, Vasıf Çınar’ın biraz canını sıkmış olmalı ki, Atatürk’e şöyle dediğini duydum;

– Paşam!.. Tarihle uğraşıp kafanı yorma… 19 Mayıs’ta kitap okuyarak mı Samsun’a çıktın?

Atatürk, Vasıf Çınar’ın bu çok samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verdi:

-Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım.”

Atatürk ve çocuk

Bugün Corona salgını sebebiyle TBMM’ nin açılışının 100. yılını kutlayamasak da, çocuklarımızın ellerinden tutup bayraklarımızı sallayarak 23 Nisan kutlamalarına gidemesek de, belki de onlarla bugün yapabileceğimiz en güzel şey Atatürk’ü, onun çocuklara olan sevgisini, yurt sevgisini, kitap sevgisini çocuklarımıza anlatıp onlara bir kitap hediye etmek olabilir?

23 Nisan 1920’de o sıkıntılı günlerde, büyük emekler ve özveriler ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ ni açan Atatürk ve çalışma arkadaşlarını şükranla anıyoruz.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ mız kutlu olsun.

 

Bu yazıyı ekip arkadaşlarımdan Sait Alay ile birlikte hazırladık. Yazının görselleştirilmesinde gösterdiği yoğun emek için kendisine çok teşekkür ederim.

Data Science Earth

Data Science Earth ekibi, üst düzey Veri Bilim çözümleri üretmek amacı ile toplanmış akademisyenler ve uzmanlardan oluşmaktadır. Öncelikli olarak veri bilincini geliştirmeyi ve küreselleşen rekabet ortamında verinin gücünün doğru kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

Sponsor

QuestionPro 35 farklı soru seçim özelliği ile anket çalışmalarımıza güç katmaktadır.